Götürü Bedelli Eser Sözleşmelerinde Hesaplama Yöntemi ve Yargıtay Uygulaması
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Kararı Işığında İnceleme (2024/633 E., 2025/457 K.)
Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, özellikle götürü bedelli sözleşmelerde iş bedelinin hesaplanması ve sözleşme dışı ilave işlerin değerlendirilmesi önemli hukuki sorunlar doğurmaktadır. Bu sorunlara ek olarak, temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararına mahkemenin uyması halinde ortaya çıkan kazanılmış hak ilkesi, yargılamanın sonraki aşamalarını doğrudan etkileyen temel bir usul hukuku meselesidir.
Bu çerçevede Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2024/633 Esas, 2025/457 Karar sayılı ilamı, hem bozma kararına uyulmasının sonuçları hem de götürü bedelli eser sözleşmelerinde iş bedelinin nasıl hesaplanması gerektiği konusunda önemli ilkeler ortaya koymaktadır.
I. Uyuşmazlığın Konusu
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen götürü bedelli inşaat sözleşmesi kapsamında ortaya çıkan;
- Bakiye iş bedeli alacağı
- Sözleşme dışı ilave iş bedelleri
- Gecikme cezası ve fiyat farkı talepleri
gibi kalemlere ilişkindir.
Davacı yüklenici, sözleşme kapsamında üstlendiği işi tamamladığını, ancak iş sahibi idare tarafından bakiye iş bedelinin ödenmediğini ve ayrıca proje dışı imalatlar gerçekleştirdiğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur.
Davalı idare ise, yüklenicinin işi süresinde tamamlamadığını, sözleşme dışı imalatların kabul edilmediğini ve hesaplamaların hatalı olduğunu savunmuştur.
II. İlk Karar ve Bozma Süreci
İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş; ancak karar temyiz edilmiştir. Yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay tarafından özellikle iş bedelinin hesaplanma yönteminin denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bozma ilamında açıkça;
- Götürü bedelli sözleşmelerde hesaplama yöntemi,
- Sözleşme dışı ilave işlerin nasıl değerlendirileceği,
- Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanması
gerektiği vurgulanmıştır.
III. Bozmaya Uyma ve Sonrasındaki Yargılama
Mahkeme, bozma kararına uymuş; ancak bozma sonrasında alınan bilirkişi raporunun, Yargıtay’ın belirlediği esaslara uygun olmadığı tespit edilmiştir. Özellikle;
- Fiziki gerçekleşme oranı doğru belirlenmemiş,
- Eksik ve kusurlu imalatlar dikkate alınmamış,
- İlave işler bakımından Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanmamıştır.
Bu nedenle Yargıtay, mahkemenin bozma sonrası verdiği kararı da hukuka aykırı bularak yeniden bozmuştur.
IV. Hukuki Değerlendirme
1. Bozmaya Uyma Kararı ve Kazanılmış Hak
Usul hukukunun yerleşik ilkelerine göre, mahkemenin bozma kararına uyması halinde artık bozma ilamında belirtilen esaslar çerçevesinde karar verilmesi zorunludur. Bu aşamada:
- Bozma lehine olan taraf yararına kazanılmış hak oluşur,
- Mahkeme bu çerçevenin dışına çıkamaz,
- Bozma gereklerine aykırı yeni bir değerlendirme yapılamaz.
İncelenen kararda Yargıtay, bu ilkeyi açık biçimde uygulamış ve bozma sonrası yapılan yargılamanın, bozma ilamına uygun yürütülmediğini tespit etmiştir.
2. Götürü Bedelli Sözleşmelerde İş Bedelinin Hesaplanması
Kararda ortaya konulan bir diğer önemli husus, götürü bedelli eser sözleşmelerinde iş bedelinin hesaplanma yöntemidir. Buna göre:
- Öncelikle yapılan işin fiziki gerçekleşme oranı belirlenmelidir,
- Bu oran, eksik ve kusurlu imalatlar da dikkate alınarak hesaplanmalıdır,
- Elde edilen oran, toplam sözleşme bedeline uygulanmalıdır.
Bu yöntem, özellikle kısmi ifa durumlarında yüklenicinin hak ettiği bedelin doğru şekilde tespit edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
3. Yapılan Ödemelerin Mahsubu
Hesaplanan iş bedelinden, iş sahibi tarafından daha önce yapılan ödemelerin düşülmesi gerekmektedir. Bu şekilde:
- Gerçek bakiye alacak belirlenir,
- Çifte ödeme veya haksız zenginleşme riski ortadan kaldırılır.
4. Sözleşme Dışı İlave İşlerin Hesaplanması
Kararın dikkat çeken bir diğer yönü, sözleşme dışı ilave işlerin değerlendirilmesine ilişkindir. Bu noktada Yargıtay, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 21 ve 22. maddelerine açıkça atıf yapmaktadır.
Buna göre:
- Sözleşme bedelinin %10’una kadar olan iş artışları, sözleşme fiyatları üzerinden hesaplanır,
- Bu oranı aşan kısım bakımından ise, imalatın yapıldığı tarihteki mahalli serbest piyasa rayiçleri esas alınır.
Bu ayrım, özellikle kamu işlerinde ve idare ile yapılan sözleşmelerde büyük önem taşımaktadır.
V. Kararın Uygulamaya Etkileri
İncelenen karar, uygulamada sıkça karşılaşılan birçok soruna açıklık getirmektedir:
- Bozmaya uyulması halinde mahkeme, bozma ilamına bağlıdır ve aksi yönde karar veremez.
- Bozma lehine olan taraf yararına kazanılmış hak doğar.
- Götürü bedelli sözleşmelerde iş bedeli, fiziki gerçekleşme oranına göre belirlenmelidir.
- Eksik ve kusurlu işler hesaplamaya mutlaka dahil edilmelidir.
- İlave işler bakımından Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanmalıdır.
VI. Sonuç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2024/633 E., 2025/457 K. sayılı kararı, hem usul hukuku hem de eser sözleşmeleri bakımından önemli ilkeler ortaya koymaktadır.
Karar ile birlikte açıkça vurgulanmıştır ki:
Mahkeme tarafından bozmaya uyma kararı verilmesiyle birlikte, bozmanın gereğinin yerine getirilmesi zorunlu hale gelir ve bozma lehine olan taraf yararına kazanılmış hak oluşur.
Ayrıca götürü bedelli eser sözleşmelerinde iş bedelinin hesaplanmasına ilişkin teknik kriterler netleştirilmiş; özellikle fiziki gerçekleşme oranı ve ilave işlerin hesaplanma yöntemi bakımından uygulamaya yön verici bir çerçeve çizilmiştir.
Bu yönüyle karar, eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacak davalarında hem uygulayıcılar hem de akademik çevreler açısından önemli bir referans niteliği taşımaktadır.


