Türkiye İş Kurumu tarafından yürütülen Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında; belediyelerde, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine bağlı okullarda, valilik ve kaymakamlık bünyesindeki birimlerde yüz binlerce kişi temizlik, bakım, onarım, çevre düzenlemesi ve benzeri işlerde çalıştırılmaktadır.
Bu kişilere program süresince yalnızca asgari ücret ödenmekte; kamuda çalışan diğer işçilere ödenen “ilave tediye” (kamuda yaygın adıyla devlet ikramiyesi) ise ödenmemektedir.
Gerekçe olarak da çoğu zaman katılımcı taahhütnamesinde yer alan “TYP herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsü kazandırmaz” ibaresi gösterilmektedir.
Peki bu gerekçe hukuken geçerli midir? TYP kapsamında çalışan kişi ilave tediye alacağı talep edebilir mi?
Yargıtay’ın bu sorulara verdiği cevap açıktır: Evet, talep edebilir.
İlave Tediye Nedir?
İlave tediye, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun ile düzenlenen, kamu kesiminde çalışan işçilere kanunen tanınmış bir yıllık ek ödemedir.
Kanunun 1. maddesine göre; genel, katma ve özel bütçeli daireler, sermayesinin yarısından fazlası devlete ait şirket ve kurumlar, belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller ile iktisadi devlet teşekküllerinde çalışan ve İş Kanunu anlamında işçi vasfını taşıyan herkes bu ödemeye hak kazanır.
Buradaki iki kritik unsur şudur:
- Çalışılan yerin 6772 sayılı Kanun kapsamındaki bir kamu kurumu olması,
- Çalışan kişinin işçi vasfını taşıması.
Kanun, ilave tediyeden yararlanmak için asgari bir çalışma süresi şartı aramaz. Bu nedenle birkaç aylık çalışmalar da hak doğurur.
TYP Katılımcısı İşçi Sayılır mı?
Uyuşmazlığın düğüm noktası budur ve Yargıtay uygulaması bu konuda istikrar kazanmıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, TYP kapsamında çalışan kişinin iş görme edimini fiilen hangi kuruma karşı yerine getiriyorsa, o kurum ile arasında iş sözleşmesi kurulduğunu kabul etmektedir. Katılımcı taahhütnamesindeki “işçi statüsü kazandırmaz” ibaresi ise bu sonucu değiştirmemektedir; çünkü bir kişinin hukuki statüsü, imzaladığı taahhütle değil, fiilen kurulan ilişkinin niteliğiyle belirlenir.
Adalet Bakanlığı’nın Bozma Talebi Reddedildi: 2025 Tarihli Güncel Karar
Bu konudaki en güncel ve en güçlü dayanak, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2025 tarihli, 2025/6371 E., 2025/8931 K. sayılı kararıdır.
Olayda ilk derece mahkemesi, TYP kapsamında çalışan davacının işçi olduğunu ve davalı idarenin ilave tediye ödemekle yükümlü bulunduğunu kabul ederek davayı kabul etmiş; Adalet Bakanlığı ise kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
Yargıtay bu talebi reddetmiştir. Kararda özetle;
- TYP kapsamında çalışanların işçi niteliğinde olduğu yönündeki Yargıtay uygulamasının yerleşik hale geldiği,
- Davalı kurumun 6772 sayılı Kanun’un 1. maddesi kapsamında bulunduğu,
- Bu iki husus birlikte değerlendirildiğinde davacının ilave tediye ücretine hak kazandığının kabulü gerektiği
belirtilmiştir.
Kararın en dikkat çekici bölümü ise idarenin klasik savunmasını doğrudan karşılamasıdır: Kişinin belirli bir program çerçevesinde çalışması, yüklenicinin yükümlülüklerinin bir yönetmelikle belirlenmiş olması ve ilişkinin özel nitelikli bir programa dayanması; ne kişinin işçi vasfını ne de 6772 sayılı Kanun’un kapsamını etkilemektedir.
Bu karar, ilk derece mahkemelerinin verdiği kabul kararlarının hukuka uygun olduğunun Yargıtay tarafından açıkça teyididir.
İlave Tediye Nasıl Hesaplanır?
Hesaplama yöntemi, Yargıtay ve Sayıştay kararlarıyla netleşmiştir:
- Bir tam yıl çalışma karşılığında 52 günlük ücret tutarında ilave tediye ödenir.
- Hesaplama, işçinin brüt (çıplak) ücreti üzerinden yapılır.
- Aylık istihkakın hesabında fazla mesai, evlilik ve çocuk zamları, primler, ayni yardımlar, hafta tatili ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete ek ödemeler dikkate alınmaz. Bu nedenle aylık ücret 26 gün üzerinden esas alınır.
- Bir tam yıl çalışılmamışsa, çalışılan süreyle orantılı olarak kıstelyevm esasına göre hesaplama yapılır.
- Ödeme tarihinde işçinin işten ayrılmış olup olmaması sonucu değiştirmez.
Örnek: Bir yıl içinde 180 gün çalışmış ve günlük brüt ücreti 1.000 TL olan bir katılımcı için hesaplama şu şekilde kurulur:
(180 / 365) × 52 × 1.000 TL = 25.643 TL (brüt)
Program dönemleri farklı yıllara yayılmışsa, her yıl için o yıla ait brüt asgari ücret üzerinden ayrı ayrı hesaplama yapılır ve toplanır.
Ödeme Zamanı ve Muacceliyet Neden Önemli?
İlave tediyenin ödeme tarihleri her yıl Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir. Örneğin 2026 yılı için 6772 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre yapılacak ödemenin birinci yarısı 26.01.2026, diğer yarısı 16.03.2026 tarihinde ödenmiştir.
Bu tarihler yalnızca bilgi amaçlı değildir; alacağın muaccel hale geldiği anı belirler ve iki yönden hayati sonuç doğurur:
- Arabuluculuk açısından: Zorunlu arabuluculuk faaliyeti, son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için yürütülmüş sayılır. Son tutanak tarihinden sonra muaccel olan taksitler için dava şartı yerine getirilmemiş olacağından, bu kısım yönünden davanın usulden reddi gündeme gelir.
- Zamanaşımı açısından: Süre, her bir taksitin muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımı: 5 Yıl
İlave tediye alacağı dönemsel edim niteliğinde olduğundan, Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla da teyit edilmiştir.
Dolayısıyla geçmişte TYP kapsamında çalışmış olan kişilerin, hak kaybına uğramamak için beş yıllık süreyi göz önünde bulundurmaları gerekir.
Uygulamada Sık Yapılan Bir Hata: Faiz Türü
Dilekçelerde çoğu zaman ilave tediye alacağı için “mevduata uygulanan en yüksek faiz” talep edilmektedir.
Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilave tediyenin 4857 sayılı Kanun’un 34. maddesi anlamında dar anlamda ücret olmadığını, 6772 sayılı Kanun ile öngörülmüş ayrı bir alacak kalemi olduğunu ve bu alacağa yasal faiz uygulanması gerektiğini belirtmektedir.
En yüksek mevduat faizine hükmedilmesi bozma sebebi sayılmaktadır. Bu nedenle talep sonucunun doğru kurulması önem taşır.
Davanın Kime Karşı Açılacağı
Dava, İŞKUR’a değil, iş görme ediminin fiilen yerine getirildiği yüklenici kuruma karşı açılır. Uygulamada bu, çalışılan yere göre Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı (valilik/kaymakamlık), ilgili belediye veya diğer kamu kurumu olmaktadır.
Yargıtay, İŞKUR’un TYP işlemlerini yürütüyor olması nedeniyle davanın yanlışlıkla İŞKUR’a yöneltilmesini kabul edilebilir bir yanılgı saymakta ve mahkemece davacıya doğru hasma yönelme imkanı tanınması gerektiğini vurgulamaktadır.
Sonuç
TYP kapsamında çalışmış olan kişiler bakımından bugün gelinen nokta şudur:
- TYP katılımcıları işçi statüsündedir.
- Çalışılan kurum 6772 sayılı Kanun kapsamındaysa ilave tediye alacağı doğar.
- Alacak, çalışılan süreyle orantılı olarak yılda 52 gün üzerinden hesaplanır.
- Talep, beş yıllık zamanaşımı süresi içinde ve zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanarak ileri sürülmelidir.
İdareler bu alacağı kendiliğinden ödememekte, dava açıldığında ise çoğunlukla işçi statüsünün bulunmadığını savunmaktadır. Ancak yerleşik içtihat ve 2025 tarihli güncel Yargıtay kararı bu savunmayı karşılamaktadır.
Geçmişte TYP kapsamında çalışmış olan kişilerin, hesaplamanın doğru kurulması ve usul şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi bakımından bir hukukçudan destek almaları önerilir.
Bu yazı, TYP kapsamında çalışanların hakları hakkında hazırladığımız yazı dizisinin ilk bölümüdür. Serinin devamında TYP çalışanının işçi statüsü ve sendikal hakları, kıdem ve ihbar tazminatı, diğer işçilik alacakları, iş kazası sorumluluğu ve dava yol haritası ele alınacaktır.


