Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Kararı Işığında Değerlendirme (2024/2650 E., 2025/683 K.)
Borçlar hukukunda alacaklının uğradığı zararın yalnızca faiz ile karşılanamaması halinde gündeme gelen munzam zarar (aşkın zarar) kavramı, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ve inşaat sözleşmelerinde önemli uyuşmazlıklara konu olmaktadır. Bu çerçevede Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2024/2650 Esas, 2025/683 Karar sayılı ilamı, munzam zararın talep edilebilirliği bakımından kritik bir ölçüt ortaya koymaktadır.
I. Uyuşmazlığın Konusu
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yüklenici ile arsa sahibi arasında doğan alacak ve munzam zarar taleplerine ilişkindir.
Yüklenici, sözleşme kapsamında üstlendiği inşaatı tamamlayarak teslim ettiğini, ancak arsa sahibinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Ayrıca, geçen süre içerisinde inşaat maliyetlerinin ciddi şekilde arttığını, bu nedenle sözleşmede öngörülen faiz oranının zararı karşılamaya yetmediğini belirterek munzam zarar talebinde bulunmuştur.
Buna karşılık arsa sahibi;
- İnşaatın süresinde tamamlanmadığını,
- İskân ruhsatının alınmadığını,
- Bu nedenle yüklenicinin henüz alacak ve faiz talep edemeyeceğini
ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
II. Yerel Mahkeme ve İstinaf Kararı
İlk derece mahkemesi, yüklenicinin munzam zarar talebini reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi de bu sonucu esas itibarıyla yerinde bulmuştur. Ancak özellikle dikkat çekici olan husus, istinaf mahkemesinin munzam zarar konusundaki hukuki gerekçesidir.
Mahkeme, şu tespitte bulunmuştur:
Munzam zarar, faizle karşılanamayan zarara ilişkin olup, öncelikle faiz alacağına yönelik koşulların bulunması gerekir.
Somut olayda ise yüklenicinin sözleşmeye uygun şekilde doğmuş ve talep edilebilir bir faiz alacağının bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenle munzam zarar talebinin de dinlenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
III. Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Uyuşmazlık temyiz incelemesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından incelenmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Yargıtay, özellikle şu hususları vurgulamıştır:
- Sözleşmede kararlaştırılan ödeme şartlarının gerçekleşmediği,
- Yüklenicinin faiz talebine dayanak oluşturacak koşulları yerine getirmediği,
- İnşaatın sözleşmeye uygun şekilde tamamlanmadığı ve iskânın alınmadığı
tespit edilmiştir.
Bu durumda, yüklenicinin doğmuş ve talep edilebilir bir faiz alacağı bulunmadığından, buna bağlı olarak munzam zarar talebinde bulunması da mümkün görülmemiştir.
IV. Hukuki Değerlendirme
1. Munzam Zararın Hukuki Niteliği
Munzam zarar, borçlunun temerrüdü halinde, alacaklının uğradığı zararın yalnızca faiz ile karşılanamayan kısmını ifade eder. Bu yönüyle munzam zarar:
- Asıl alacağa bağlıdır,
- Faiz alacağının tamamlayıcısı niteliğindedir,
- Bağımsız bir talep olarak değil, faiz talebinin devamı olarak değerlendirilir.
2. Faiz Alacağı ile Bağlantı
İncelenen kararda açıkça ortaya konulduğu üzere:
Munzam zarar talep edilebilmesi için öncelikle geçerli ve talep edilebilir bir faiz alacağının varlığı şarttır.
Bu bağlamda;
- Borçlunun temerrüde düşmüş olması,
- Faiz talebinin sözleşme veya kanun gereği doğmuş bulunması,
- Alacaklının bu faizi talep edebilir durumda olması
gerekmektedir.
Aksi halde, yani faiz talebinin hukuken mümkün olmadığı durumlarda, munzam zarar talebi de kendiliğinden hukuki dayanağını kaybeder.
3. Enflasyon ve Maliyet Artışlarının Etkisi
Uygulamada yükleniciler sıklıkla, artan inşaat maliyetlerini munzam zarar kapsamında talep etmektedir. Ancak Yargıtay’ın bu kararı, önemli bir sınır çizmektedir:
- Maliyet artışları tek başına munzam zarar oluşturmaz.
- Öncelikle faiz talebinin şartları oluşmalıdır.
- Aksi halde bu tür talepler ancak uyarlama davasının konusu olabilir.
V. Kararın Uygulamaya Etkileri
Bu karar özellikle inşaat hukuku ve ticari uyuşmazlıklar bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır:
- Munzam zarar talebi, faiz alacağından bağımsız ileri sürülemez.
- Faiz talep edilemeyen bir durumda munzam zarar da talep edilemez.
- Yüklenicinin edimini tam ve sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmesi, faiz ve dolayısıyla munzam zarar talebinin ön koşuludur.
- Enflasyon ve maliyet artışları doğrudan munzam zarar kapsamında değerlendirilemez; bu durum ayrı hukuki mekanizmaların (uyarlama gibi) konusudur.
VI. Sonuç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2024/2650 E., 2025/683 K. sayılı kararı, munzam zararın hukuki niteliğini netleştiren ve uygulamada sıkça yapılan hatalı yorumları sınırlandıran önemli bir içtihattır.
Karar ile birlikte açıkça ortaya konulmuştur ki:
Munzam zarar, faizle karşılanamayan zarara ilişkindir ve bu nedenle öncelikle faiz alacağına yönelik koşulların bulunması zorunludur.
Bu yaklaşım, özellikle ekonomik dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde açılan davalarda, taleplerin doğru hukuki zemine oturtulması bakımından büyük önem taşımaktadır.


